Sağlık GündemiSağlık-Aktüel

Sosyal Medyada Influencer Doktor İmajı

Sosyal medyada doktorların marka değeri tartışılıyor. Doktorların sosyal medyada artan görünürlüğü beraberinde tıbbi etik ihlali ve ticarileşme tehlikesini de getiriyor. Detaylar Sağlıkta Haber'de.

Sosyal medyada doktorların marka değeri tartışılıyor. Doktorların sosyal medyada artan görünürlüğü beraberinde tıbbi etik ihlali ve ticarileşme tehlikesini de getiriyor. Detaylar Sağlıkta Haber’de.

Sosyal Medyada Doktorların Görünürlüğü ve Marka Değeri

Sosyal medya, günlük yaşamdan eğitime ve sağlığa kadar pek çok alanda yönlendirici bir güç haline geldi. Artık ürünlerin, kişilerin ve kurumların değerleri, takipçi sayıları ve dijital görünürlükleri üzerinden değerlendiriliyor. Ancak bu durum, özellikle sağlık sektöründe tartışmalı bir zemine işaret ediyor.

“Doktorların takipçi sayısı başarı demek değildir”

İletişim ve Marka Danışmanı Aslı İlgün Gök, sosyal medyanın yanlış kullanımıyla ilgili önemli uyarılarda bulunuyor. Marka Danışmanı Gök, görünürlüğün tek başına başarı getirmediğini belirterek şunları söyledi: “Takipçi sayınızın fazla olması ya da videolarınızın çok izlenmesi, yaptığınız işi gerçekten iyi yaptığınız anlamına gelmez. Görünür olmak bir haz yaratabilir ama sağlam bir zemine dayanmıyorsa, bu görünürlük kısa ömürlüdür.”

Doktorların ürünleştirilmesi tehlikesi

Özellikle doktorların sosyal medyada bir pazarlama aracı haline getirilmesinin mesleğin itibarına zarar verdiğini belirten Gök, “Oysa sosyal medya; satış değil, bilgilendirme amacıyla kullanılmalı. Doktorluk gibi mesleklerin görünürlükle değil, bilgi birikimi ve etik değerlerle öne çıkması gerekir” diye konuştu.

“Liyakat satın alınamaz”

Son dönemde bazı ödüllerin parayla alınabildiğine dikkat çeken Gök, bunun marka değerine zarar verdiğini belirterek şunları söyledi: “Parayla alınan ödüller, ne kişiye ne de kuruma değer katar. Tam tersine güveni zedeler. Liyakat satın alınamaz, ancak kazanılır. Ödül veren kurumların bağımsız, saygın ve objektif olması gerekir.”

Stratejisiz içerik marka değerini zedeler

Sosyal medyanın profesyonel marka danışmanlığından ayrı bir mecra olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Gök, “Sosyal medya çalışmaları bir strateji doğrultusunda ilerlemelidir. Her içerik, markanın kimliğiyle uyumlu ve etik değerlere bağlı şekilde hazırlanmalıdır. Aksi takdirde özellikle sağlık turizmi gibi kritik alanlarda mesleki itibar zarar görebilir” ifadelerini kullandı.

Değer üretmek kalıcı başarı getirir

Aslı İlgün Gök, sosyal medyada kalıcı başarı için temel kriterin etik ilkelere bağlı kalmak ve değer yaratmak olduğunun altını çiziyor: “Görünürlük geçici bir dikkat sağlar, fakat kalıcı başarı; topluma katkı, etik değerler ve gerçek emekle mümkündür.

Tıbbi Etik İhlali ve “Ticarileşme” Tehlikesi

Sosyal medyada doktorların marka değeri oluşturma çabaları, tıp etiği, hekimlik mesleğinin geleneksel değerleri ve hasta-hekim ilişkisi bağlamında ciddi şekilde eleştirilebilecek bir konu.

İşte bu duruma yönelik ana eleştiri başlıkları:

  • Hekimlik Mesleği Ticaret Değildir: Geleneksel olarak hekimlik, kâr amacı gütmeyen, insani ve vicdani bir meslek olarak görülür. Sosyal medyadaki markalaşma çabaları, bu mesleği bir “ticari marka”, hastayı da bir “müşteri” haline getirme riski taşır. Bu, mesleğin ontolojik değerlerine aykırıdır.

  • Reklam Yasağı’nın Ruhunu İhlal: Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurul Kuralları ve ilgili mevzuat, hekimlerin doğrudan reklam yapmasını açıkça yasaklar. Sosyal medyada “ben en iyisiyim”, “en doğru tedavi bende” algısı yaratacak içerikler, reklam yasağının ruhunu ihlal eder. Takipçi sayısı, beğeni ve yorumlar bir başarı ölçütü ve dolaylı bir reklam aracı haline gelebilir.

2. Bilginin Sığlaştırılması ve Popülizm

  • Karmaşık Tıbbi Konuların Basitleştirilmesi: Tıp, nüanslar ve kişiye özel tedavilerle doludur. Sosyal medyanın doğası gereği 60 saniyelik videolarla veya kısa gönderilerle aktarılan bilgiler, aşırı basitleştirilir, bağlamından koparılır ve yanlış anlaşılmalara yol açabilir. “Her şeyi çözen tek bir mucizevi yöntem” gibi popülist söylemlere kapı aralanır.

  • İlgi Çekici Olanın Doğru Olana Tercih Edilmesi: Sosyal medya algoritmaları, doğru ve faydalı olanı değil, ilgi çekici ve paylaşılabilir olanı öne çıkarır. Bu da doktorları, dramatik vaka öyküleri, sansasyonel iddialar (“doktorların söylemediği 3 sır”) ve görsel şovlarla (ameliyat görüntülerinin etik sınırlarını zorlayan paylaşımlar) dikkat çekmeye teşvik edebilir.

3. Sosyal Medyanın Hasta-Doktor İlişkisine Zarar Verme Riski

  • Doktor Otoritesinin Sarsılması: Sosyal medyada sürekli içerik üreten bir hekime, meslektaşları veya hastaları tarafından “influencer” gözüyle bakılma riski vardır. Bu, mesleki otoriteyi ve ciddiyeti zedeleyebilir.

  • Hastanın Kendini Teşhis ve Tedavi Etme Eğilimi: Sosyal medyada dinledikleriyle kendi semptomlarını eşleştiren hastalar, yanlış teşhisler koyabilir veya gereksiz yere endişelenebilirler. Hekime “Bende şu var, bana şunu yap” diyerek gelmeleri, tanı ve tedavi sürecine müdahale edebilir.

  • Mahremiyet ve İnandırıcılık İkilemi: Sosyal medya hesabı olan bir hekim, vakalarını (hasta onayı olsa bile) ne kadar paylaşmalıdır? Bu paylaşımlar, gerçekten eğitim amaçlı mı yoksa takipçi çekmek için mi yapılıyor? Bu ince çizgi kolayca aşılabilir.

4. Eşitsizlik ve Adaletsiz Rekabet Yaratması

  • Pazarlama Becerisi ile Tıbbi Becerinin Karıştırılması: Sosyal medyada popüler olan bir hekim, en iyi hekim olduğu için değil, en iyi içerik üreten veya en iyi pazarlayan hekim olduğu için öne çıkabilir. Bu, mesleki kıdem, deneyim ve bilgisel üstünlük gibi geleneksel değerleri altüst eder.

  • Pazar Payı Kapma Aracı Olması: Özel hastaneler ve sağlık kuruluşları, sosyal medyada popüler olan hekimleri bünyelerine katmak isteyebilir. Bu, hekimler arasında adaletsiz bir rekabet yaratır; sosyal medya becerisi olmayan ancak mesleğinde çok yetkin hekimleri geri plana itebilir.

5. Doktorun Zamanını ve Enerjisini Çalması

  • Kaliteli İçerik Üretmek Zaman Alır: Bir hastayı muayene etmek, araştırma yapmak, makale okumak yerine geçen zaman, sosyal medya içeriği hazırlamakla harcanıyorsa, bu asıl işlevden bir kayma anlamına gelir. Hekimin asıl görevi hasta bakımıdır, içerik üretmek değil.

Sonuç ve Dengeli Bir Bakış:

Bu kadar sert eleştirilere rağmen, sosyal medyanın toplum sağlığını doğru bilgilerle buluşturmak gibi çok değerli bir işlevi de olabilir. Sağlık okuryazarlığını artırmak, koruyucu hekimliği yaygınlaştırmak ve halkı bilimsel olmayan şarlatanlardan korumak amacıyla kullanıldığında son derece faydalı bir araçtır.

Asıl eleştiri, aracın kendisine değil, onun nasıl kullanıldığına yönelik olmalıdır.

Eleştiriler, sosyal medyayı bir pazarlama ve kişisel şöhret aracı olarak gören anlayışa yöneliktir. Oysa onu bir toplumsal fayda ve eğitim aracı olarak gören, etik sınırların farkında olan, gösterişten uzak, mütevazı ve bilimsel içerik üreten hekimler, bu eleştirilerin odağında değildir. Sorun, “marka değeri” kavramının içinin nasıl doldurulduğudur: Bu değer, popülerlik ve ticari başarı mıdır, yoksa güvenilirlik ve topluma hizmet midir?

Sosyal medyada doktorların artan görünürlüğü, tiksinç bir ticarileşme tehlikesini beraberinde getiriyor. Bu durum, hekimlik mesleğinin temel etik değerlerini aşındıran ve hasta-hekim ilişkisini metalaştıran ciddi bir sorundur. İşte bu tehlikenin somut nedenleri:

1. Hekimlik Mesleği “Pazara” İniyor:

  • Geleneksel olarak hekimlik, insani bir hizmet olarak görülür; kâr amacı gütmez. Oysa sosyal medya, doktorları birer “içerik üreticisi” ve “kişisel marka” haline getiriyor. Takipçi sayısı, beğeni oranları ve algoritmalar, mesleki başarı kriterleriyle yer değiştiriyor. Hasta, “müşteri”; sağlık hizmeti ise “pazarlanan bir ürün” haline gelme riski taşıyor.

2. Reklam Yasağı Ruhu Deliniyor:

  • Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Dünya Sağlık Örgütü, hekimlerin doğrudan reklam yapmasını etik bulmaz. Ancak sosyal medyada;

    • “En iyi cerrahi teknik bende”,

    • “Bu tedaviyi sadece ben uyguluyorum”,

    • “Vaka paylaşımlarıyla kendini öne çıkarma” gibi içerikler, açık reklamın gizli versiyonları olarak karşımıza çıkıyor. Bu, etik kuralların ruhunu ihlal ediyor.

3. Popülerlik Bilimselliğin Önüne Geçebiliyor:

  • Sosyal medya algoritmaları, bilimsel doğruluktan çok, ilgi çekici içeriği öne çıkarır. Bu da;

    • Sansasyonel vaatler (“3 günde gençleşin!”),

    • Bilimin sığlaştırılması (kompleks tıbbi konuların 15 saniyelik videolara sıkıştırılması),

    • “İnfluencer doktor” imajının öne çıkmasına neden oluyor. Popüler olan, iyi hekim olduğu için değil, iyi içerik ürettiği için ön plana çıkabiliyor.

4. Hasta-Hekim İlişkisi Zedeleniyor:

  • Sosyal medyada sürekli “izlenen” bir hekim, mesleki otoritesini kaybedebilir. Hastalar, hekimi bir “sosyal medya fenomeni” olarak görmeye başlayınca, tedavi sürecine saygıları azalabilir. Ayrıca, hekimin vakaları paylaşım biçimi (hasta mahremiyetinin ihlali riski) ve hastaların kendi kendine teşhis koyması gibi tehlikeler doğurabiliyor.

5. Adaletsiz Rekabet Ortamı Yaratılıyor:

  • Sosyal medyada aktif olan ve kendini pazarlayan hekimler, meslekteki diğer hekimlere karşı haksız bir avantaj elde ediyor. İçerik üretme becerisi, tıbbi becerinin önüne geçebiliyor. Bu durum, özellikle özel sağlık kuruluşlarında hekim seçimlerini bile etkileyerek, piyasa koşullarının tıbbi etiği ezmesine yol açabiliyor.

6. Hastalar Yanıltılabiliyor:

  • Sosyal medyada parlak görüntülerle sunulan tedaviler, gerçekçi olmayan beklentiler yaratabiliyor. Hastalar, “sihirli çözüm” arayışına itilebiliyor ve maddi/manevi sömürüye açık hale gelebiliyor. Özellikle estetik cerrahi ve diyet konularında bu risk çok yüksek.


🛑 Peki Ne Yapılmalı?

Sosyal medya, kamuoyunu doğru bilgilendirmek için kullanıldığında değerlidir. Ancak;

  • TTB ve sağlık otoriteleri, sosyal medya etik kurallarını acilen netleştirmeli.

  • Hekimler, içeriklerinde bilimsellikten ödün vermemeli, reklam kokan söylemlerden kaçınmalı.

  • Toplum, sosyal medyadaki hekim profillerini eleştirel bir gözle değerlendirmeli; takipçi sayısına değil, içeriğin niteliğine bakmalı.

Sosyal medya hekimlik mesleğini ticari metaya dönüştürmemeli

Sosyal medya, hekimlik mesleğini ticari bir meta haline getirme riski taşıyan sinsi bir tehdittir. Hekimler, bu platformu kullanırken etik sınırları asla aşmamalı, mesleğin onurunu ve hastaya olan sorumluluğunu her şeyin üstünde tutmalıdır. Aksi takdirde, hekimlik mesleği bir “pazar”a dönüşmekten kurtulamayacaktır./ Sağlıkta Haber

Sağlıkta Haber: Sağlıkta Güvenilir Haber Kaynağınız
Sağlıkta Haber: Sağlıkta Güvenilir Haber Kaynağınız

SAĞLIKTA HABER

Sağlık alanında yaşanan en son gelişmelerden haberdar olmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürmek için Türkiye’nin en kapsamlı sağlık haberleri portalı Sağlıkta Haber’i takip edin!

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu